Currently Closed • Opens at 08:00 AM 📅 Last Updated: 24 Ekim 2026, 17:23 🛡️ Verified Pilgrimage & Visiting Guide
MT. KORESSOS SACRED PILGRIMAGE GUIDE

House of the Virgin Mary Visitor & Pilgrimage Guide (2026)

The sacred stone house (chapel) where the Virgin Mary spent her final years, holy mass schedule, healing spring fountains, nature park entry fees, and visitor etiquette.

Stone Chapel Visiting Hours (2026)

Open 365 Days
Summer Season April – October
08:00 – 18:00
Winter Season November – March
08:00 – 17:00
• Open Days: Open 365 days a year for worship and visiting.

Holy Mass Schedule

Liturgical Schedule
10:30
Solemn Sunday Mass Every Sunday (Multilingual)
17:15
Weekday Evening Prayer During summer season
15 AĞU
Feast of the Assumption Annual Solemn Pontifical Mass

Location & Transportation

Mt. Koressos
6 km Ephesus Upper Gate
9 km Selçuk Center

Located atop Mount Koressos (Bülbül Dağı), 9 km from Selçuk town center and 6 km from the Upper Gate of the Ancient City of Ephesus.

📞 0232 894 10 12

Virgin Mary House Nature Park 2026 Entrance & Parking Fees

Nature Conservation and National Parks turnstile tariff
🇹🇷 Domestic Visitor Entry 90,00 ₺ Per person nature park admission
🌍 Foreign Visitor Entry 700,00 ₺ Per person nature park admission
🚗 Car Parking 255,00 ₺ Secure parking inside the nature park
🚐 Minibus / Bus Parking 1.275,00 ₺ / 2550,00 ₺ Designated parking area for tour coaches

🇹🇷 🇹🇷 Domestic Visitor Entry

Per person nature park admission

90,00 ₺ Per Person

🌍 🌍 Foreign Visitor Entry

Per person nature park admission

700,00 ₺ Per Person

🚗 🚗 Car Parking

Secure parking inside the nature park

255,00 ₺ Per Vehicle

🎖️ Exemptions

Free entry with valid identification

FREE
Important Payment Notice: Payments at turnstiles are accepted exclusively via Credit Card or HGS (MuseumPass is not valid for the nature park entrance; it is only valid at the Ephesus archaeological site).
🎨 EPHESUS & MT. KORESSOS TRAVEL PLANNING

📢 Visitor Guides, Travel Topics & Latest Articles

Exclusive travel guides, practical routes, ticketing advice, and latest updates prepared for pilgrims and travelers exploring Ephesus and Mount Koressos.

🏛️ Regional Routes & In-Depth Guide Info ↓
REGIONAL SACRED & CULTURAL BASIN

Sacred & Historic Sites Around Ephesus

When planning your pilgrimage to Mar's House, you can integrate three other historically and spiritually significant shrines in the same basin into your route:

Church of Mary in Ephesus

Church of the Ecumenical Council of 431

The first cathedral in world history dedicated to the Virgin Mary, where the Council of Ephesus declared Mary "Theotokos" (Mother of God) in 431 AD.

📍 Distance: 6 km from Mar's House (~12 mins)
🕒 Hours: 08:00 – 18:00 (Night Museum in Summer)
🎫 Tickets: MuseumPass & Ephesus Ancient City Ticket
Ephesus Guide & Church of Mary →

Basilica of Saint John

Apostl's Tomb & Ayasuluk Hill

Monumental basilica constructed by Emperor Justinian over the tomb of Apostle John, who escorted the Virgin Mary to Ephesus and cared for her.

📍 Distance: 8.5 km from Mar's House (~15 mins)
🕒 Hours: 08:30 – 17:30 / 19:00
🎫 Tickets: MuseumPass Valid (Turkish Ministry of Culture)
🗺️ Get Directions on Map →

Church of St. John in Şirince

Historic Mountain Village Chapel & Ayazma

19th-century Greek Orthodox church in the picturesque hillside village of Şirince, featuring a wishing fountain that naturally extends the spiritual journey.

📍 Distance: 16 km from Mar's House (~25 mins)
🕒 Hours: Open all day for visits
🎫 Tickets: Free village access (Donations welcome)
🗺️ Get Directions on Map →
💡 Recommended Sequence: Early morning Mar's House → Midday Ephesus & Church of Mary → Afternoon Basilica of St. John → Sunset in Şirince Village. View the 1-Day Integrated Itinerary →
TRAVEL & PILGRIMAGE ITINERARY

🗺️ 1-Day Ephesus & Virgin Mary Complete Tour Plan

The most rational, seamless, and rewarding day itinerary connecting all these holy and ancient monuments:

STEP 1 • 08:30 – 10:30

🕊️ House of the Virgin Mary (Mount Koressos)

Ascend the mountain road during the quietest morning hours; pray in the tranquil stone chapel, collect holy spring water, and leave intentions on the wishing wall.

STEP 2 • 11:00 – 14:00

🏛️ Ephesus Archaeological Site & Church of Mary

Drive 6 km down the mountain into Ephesus ancient city; explore the Library of Celsus and the remains of the Council Church of 431 AD.

STEP 3 • 14:30 – 16:00

⛪ Basilica of Saint John

Move to Ayasuluk Hill in central Selçuk; visit the tomb of the Apostle John, guardian of Mary, and admire panoramic views of the fortress.

STEP 4 • 16:30 – 18:00

🍇 Şirince Village & Historic Church

Climb to the historic mountain village of Şirince; explore the Church of St. John the Baptist with its wishing fountain, and enjoy an evening stroll.

HOLY SPRING & PRAYERS

Holy Springs (Ayazma) & Wishing Wall

Located directly below the chapel, spring water running from three taps is believed to bring blessings and healing. Beside the springs is the world-famous Wishing Wall where pilgrims place their written prayers.

🕯️ Unable to visit in person? Submit an Online Prayer & Light a Candle →
Holy Springs (Ayazma) & Wishing Wall

🛡️ Shrine Etiquette & Respect Guidelines

The House of Mary is an active sanctuary and a revered pilgrimage site for all faith traditions. We kindly ask you to observe these guidelines during your visit:

Silence Indoors: Please maintain absolute silence inside the stone chapel and refrain from disturbing those in prayer.

Dress Code: Modest attire covering shoulders and knees is kindly requested in accordance with sacred shrine etiquette.

Photography & Video: Photography and filming are strictly prohibited inside the chapel to protect serenity. Permitted outside in courtyard gardens.

Holy Water & Wishes: Feel free to drink from the sacred fountains and attach your written intentions respectfully to the wishing wall.

EXPERT ADVICE

💡 Practical Visitor Tips for Mar's House

📅 Best Time to Visit

The most pleasant seasons are Spring (April – June) and Autumn (September – October). In high summer, we strongly advise visiting between 08:00–11:00 AM or after 16:30.

👗 Clothing & Footwear

Respectful clothing covering shoulders and knees is required inside the chapel. Comfortable non-slip walking shoes are recommended for stone pathways.

💧 Holy Water & Containers

Bring an empty, clean water bottle if you wish to collect fresh, drinkable healing water from the sacred three-tap spring below the chapel.

300 BÖLÜM III. — ÖZEL VAHİYLER
Bana öyle geliyor ki, sahte bir vahyi düşüncesizce kabul etmek, tıpkı gerçek bir vahyi reddetmek kadar tehlikeli ve yanlıştır; her iki durumda da kişi hatayı benimsemiş, Tanrı’nın davasını reddedip Şeytan’ın davasını üstlenmiş olur. Kuşkusuz, bu tür önlemler ve doğru bir ruhsal tutum eksik olduğunda, henüz onaylanmamış olguları incelerken kişi az ya da çok ciddi bir hataya düşebilir.
Peder Wiggermann, A. C. Emmerich’in vahiylerine yazdığı giriş bölümünde (s. x, no. 15) haklı olarak şunları belirtir:

“Eğer özel bir vahiy, ilahi Takdir tarafından tüm Kilise’nin yararına sunulmuşsa; henüz Kilise tarafından onaylanmamış olsalar dahi, bu tür vahiylere şüpheyle yaklaşmak, onlara karşı çıkmak ve sahteliklerine dair yeterli kanıt olmaksızın yayılmalarını engellemek, son derece tehlikeli ve büyük bir sorumluluk gerektiren bir davranıştır. Bunu yapan kişi, kendini Tanrı’nın merhametli tasarılarına karşı savaşır bir duruma düşürür ve Rab’bin, özgür lütufları aracılığıyla ruhların kurtuluşu için gerçekleştirmek istediği iyiliğe engel olmuş olur. Şüphesiz Tanrı, kudreti ve bilgeliğiyle, insanların çıkardığı tüm engellere ve çelişkilere rağmen, kendi tasarılarını nihayete erdirecektir.” Ancak, Tanrı’nın tasarılarına karşı çıkan yaratık,
“her ne kadar çabaları sonuçsuz kalsa da,
“günahın bir örneği sayılmaz.”
Sanırım şunu anlamak kolaydır: Eğer bir kişi cüretkârlık, acelecilik veya düşüncesizlik sonucu Tanrı’nın eserine ve başkalarının kurtuluşuna kesin bir biçimde zarar verirse, bu durum ciddi bir günaha dönüşür.

ÖZEL VAHİYLERİ İNCELEME YÜKÜMLÜLÜĞÜ ÜZERİNE 301
Diğer taraftan, her şeye de kolayca inanmamak gerekir. Olayların ilahi kökenine dair ahlaki bir kesinliğe ulaşana dek yargıda bulunmaktan kaçınılmalı ve herhangi bir iş birliğinden kesinlikle uzak durulmalıdır; zira bu ahlaki kesinlik olmaksızın —gerçeği fark ettiğinde durma niyetinde olunsa dahi— harekete geçmek caiz değildir. Böyle bir davranış biçimi basiretsizliktir. Buna karşılık, eğer kişi gerçek bir ahlaki kesinliğe sahipse inanabilir ve harekete geçebilir; ancak bu durum, Kilise’nin kararlarına gösterilmesi gereken itaate tabidir.
Bana öyle geliyor ki, çeşitli koşullar altında, özel vahiylerin ilahi kökenini incelemek bir haktır.

Peki, sıradan bir inananın, yani özel bir bireyin, bir özel vahyin kökenini inceleme yükümlülüğü olabilir mi?
IX. BÖLÜM
ÖZEL BİR VAHYİN İLAHİ KÖKENİNİ İNCELEME YÜKÜMLÜLÜĞÜ ÜZERİNE
Kuşkusuz Tanrı, her zaman kendi yarattıklarına seslenme ve onlar tarafından işitilme hakkına sahiptir. Dolayısıyla, bir vahiy bir kişiye veya bir grup insana yöneltildiğinde, bu vahyin muhatabı olanlar, söz konusu vahyin gerçekliğini ve kökenine dair kanıtları incelemekle yükümlüdürler.

302 BÖLÜM II. — ÖZEL VAHİYLER

İlahi [vahiy] —ki daha önce belirtildiği üzere, [otantik olma konusunda] yanılması kesinlikle mümkün değildir. Bu, XIV. Benedict’in *De Servorum Dei Beatificatione et Beatorum Canonizatione* (Tanrı’nın Hizmetkârlarının Kutsanması ve Kutsal Kişilerin Kanonlaştırılması Üzerine) adlı eserinin III. Kitap, son bölüm, 11. maddesinde; De Franzelin’in *De Traditione* (Gelenek Üzerine) adlı eserinin 276. sayfasında; Beckx’in II. Cilt, 25. sayfasında ve *Theologia Claromontensis*’in V. Cilt, 352. sayfasında yer alan öğretidir.

Eğer böyle bir vahiy —daha önce bahsedilen bazı örneklerde olduğu gibi— yalnızca Tanrı’nın merhameti ve iyiliğiyle sunulan bir lütuf ise, hâlihazırda kutsallığa giden olağan yolları izleyen bir bireyin bunu inceleme zorunluluğu yoktur. Kişi, değerli bir lütuftan mahrum kalıyor olabilir, ancak bu durum mutlaka günah işlediği anlamına gelmez.

Buna karşılık, gerçek dini bilmeyen ya da kendi kurtuluşunu ihmal eden biri için, böyle bir uyarıyı inceleme yükümlülüğü kuşkusuz mevcuttur. Zira gördüğümüz üzere, bu karşılıksız lütuflar tam da gerçek dine tanıklık etmek ve günahkârları ölümcül uykularından uyandırmak için bahşedilir: “Eğer kötü kişiyi yolundan dönmesi için uyarırsan, o da yolundan dönmezse, kendi günahı içinde ölecektir” (Hezekiel 33:9).

Kişi, çeşitli nedenlerle bu vahiyleri incelemekle kesin olarak yükümlü olmasa bile, en azından —ne anlama geldiklerini bilmeden— bunlar hakkında düşüncesizce, küçümseyerek veya alaycı bir tavırla konuşmaktan kaçınmakla yükümlüdür. Böylesi bir hatanın ciddiyetini göstermek için zaman zaman ibret verici cezaların uygulandığı bilinmektedir. Lourdes’te, görümlere en şiddetli şekilde karşı çıkanlardan bazılarının —bunlar arasında Vali Massy ve sulh yargıcı da vardır— oldukça sıra dışı bir akıbete uğradıkları bilinir. 1862 yılında, Lourdes’te yaşayan bir kişi bana, isimler ve destekleyici ayrıntılar vererek iki özel olaydan bahsetti. Tanıdığı bir adam, Görünüm’ün gerçekleştiği nişin tam içine pislik bırakma cüretini göstermişti; Derhal şiddetli sancılara (kolik) yakalandı. Tövbe etmesine —ve muhtemelen sonsuzluk için bağışlanma elde etmesine— rağmen, birkaç hafta sonra çektiği acılara yenik düştü. Mucizevi sudan içenlere, kendi huzurlarındayken kaba hakaretler savuran bir başka kişi de benzer bir şekilde cezalandırıldı; o da tövbe etmesine karşın kısa bir süre sonra öldü.
Aynı dönemde, La Salette’de, hepsi benzer kusurlara dayandırılan dokuz olağanüstü cezalandırma vakasından haberdar edildim.

Bu nedenle, XIV. Benedict’in tavsiye ettiği üzere, bu tür meseleleri alçakgönüllülükle, akıl yürüterek ve küçümseyici bir tavırdan kaçınarak inceleme görevinin, genel olarak düşünülenden çok daha ciddi ve ağır bir yükümlülük olduğuna inanıyorum.

X. BÖLÜM
KİLİSE TARAFINDAN İLAHİ KÖKENLİ OLDUĞU KABUL EDİLEN OLAYLAR: BUNLARA İNANMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ VAR MIDIR? VE İNSAN BUNLARA NASIL BİR İNANÇLA İNANMALIDIR?

Kilise’nin bir kararından doğan yükümlülük ile doğal hukuktan doğan yükümlülük arasında bir ayrım yapılmalıdır. 1° Az önce gördüğümüz üzere; Mucizevi Madalya ve Meryem’in En Kutsal ve Lekesiz Kalbi Başkardeşliği (Archconfraternity) örneklerinde —ve ayrıca Lourdes vakasında— Kilise, anma yortuları tesis etmiş olsa dahi, kesin ve mutlak bir hükümde bulunmamıştır.

301 BÖLÜM III. — ÖZEL VAHİYLER
…bu vahiylerin ilahi kökenini [resmen] tasdik etmemiş ve dolayısıyla, “Lekesiz Gebelik” (Immaculate Conception) dogmasında olduğu gibi, bunları bir iman esası haline getirmemiştir;
bu nedenle, kişi bunlara inanmakla yükümlü değildir; en azından kilise otoritesinin bir emriyle inanmak zorunda değildir, zira böyle bir emir mevcut değildir. Kişi yalnızca Kilise’nin aldığı karara saygı duymakla yükümlüdür;
eğer inanmak için yeterli gerekçesi yoksa —tıpkı bir dönem Ars’lı aziz papazın (Curé d’Ars) La Salette olayıyla ilgili yaptığı gibi— bu olaylar hakkında şüphe duymaya devam edebilir.

Peki, vahiylerin kesinliğine rağmen Kilise neden mutlak bir şekilde hüküm vermemiştir? Bu şaşırtıcı görünebilir. Zira kuşkusuz, bazı Kutsal Kitapların ilahi kökeni, “Mucizevi Madalyon” (Miraculous Medal), Meryem’in En Kutsal ve Lekesiz Kalbi’ne adanmışlık veya Lourdes gibi olayların ardındaki mucizeler kadar çok sayıda mucizeyle kanıtlanmamıştır. Ancak Tanrı, Rabbimiz İsa Mesih’in yaşamındaki tüm öğretileri ve mucizeleri imanımızın bir parçası olarak açıkça dayatmayı uygun görmemiştir; sayısız sayfayı doldurabilecek tüm bu öğretiler ve mucizeler arasından, O, bizim zayıflığımıza ve imanımıza yalnızca çok küçük bir kısmını yüklemeyi dilemiştir. Kilise de buna uygun hareket eder. Tüm ilahi olaylar arasından, yalnızca olağanüstü öneme sahip temel olayları mutlak bir kesinlikle imanımızın bir parçası olarak sunar; dolayısıyla, Kilise’nin bu özel olayları birer “iman esası” haline getirmemesi, aksine en bilgece yaklaşımla, bunları yalnızca çocuklarının iyiliği için gerekli olduğu ölçüde tasdik etmesi kolaylıkla anlaşılabilir. 2. Yine de buradan, bu vahiylerin hiç kimse için bir iman konusu olmaması gerektiği sonucunu çıkarmamalıyız; bana kalırsa bu bir yanılgı olurdu.

İNANMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ ÜZERİNE 305
Konu hakkında yeterince bilgilenmiş olan ve bu vahiylerin Tanrı’dan geldiğini kesin olarak bilen herkes, Tanrı’nın kendi doğruluğu (hakikati) hatırına, bunların Tanrı’dan geldiğine ve tamamen gerçek olduğuna inanmak zorundadır. Bu da kendi başına aşikâr değil midir? İlahi bir vahiyde hata olabileceği nasıl düşünülebilir? Daha önce de belirttiğim gibi, bu bir küfür olmaz mıydı? İlahi kökenli olduğu iyice kanıtlanmış bu özel vahiyler ile Kutsal Yazılar’da yer alan —bazılarına açıkça bildirilmişken diğerlerine bildirilmemiş olan— hakikatler arasında bir bağ vardır. Kendilerine açıkça bildirilmiş olanlar bunlara inanmakla yükümlüdür; diğerleri ise böyle bir yükümlülük altında değildir (SCIIOUPP. 1, s. 207).

Bu öğreti, Kilise’nin hem özel vahiylere hem de henüz tanımlanmamış (dogmalaştırılmamış) hakikatlerine ilişkin yaklaşımını yansıtır.

Daha önce de belirttiğim gibi, bu aynı zamanda XIV. Benedict’in de öğretisidir.

Buna tekrar değiniyor ve özellikle vurguluyorum; zira XIV. Benedict, çoğu zaman tam tersi bir anlamda alıntılanmaktadır ki, sadece benim ifademden yola çıkılarak buna inanılması güç olabilir.
XIV. Benedict, tek tek ve özel olarak onaylanmış kehanetler ile genel bir biçimde —yani bir bütün olarak, ciltler dolusu— onaylanmış kehanetler arasında bir ayrım yapar.

Bir pasajda (19. bölüm, 2. satır, 12. satır), birine yapılan ve Tanrı’nın bir hizmetkârının —artık hayatta olmayan— cennette yücelik içinde bulunduğunu bildiren bir vahyin, o kişinin aziz ilan edilmesi (kanonizasyon) için yeterli olabileceğini kabul eder; nitekim bu vahiy, bir mucizeyle kanıtlanmıştır.

Buradan, onun nasıl bir otoriteyi tanıdığı açıkça anlaşılmaktadır.

30C BÖLÜM III.— ÖZEL VAHİYLER

…akıl yoluyla, bir mucize ile kanıtlanmış olan o özel vahye [ulaşılabilir].
Daha ileride (2. Kitap, 32. Bölüm, no. 12), iki onay türü arasında net bir ayrım yaparak şöyle belirtir: “Bazen —daha önce de belirtildiği gibi, bu nadir bir durumdur— Kutsal Kongregasyon belirli bir vizyonu, zuhuru veya kehaneti —örneğin Melekleri, Kutsal Meryem Ana’yı ya da bir Tanrı kuluna bahşedilen Rabbimiz’e dair bir vizyonu; yahut bir Tanrı kuluna hayranlık uyandırıcı bir biçimde vahyedilen bir kehanet veya öngörüyü— onaylamıştır. Ancak, vizyonlar, zuhurlar ve kehanetlerden oluşan bir eserin bütünüyle onaylandığı durumlar nadirdir. Dahası, gerek geçmişte gerekse gelecekte olsun, bu nitelikteki bir onay hiçbir şekilde iman kesinliğini gerektirmez; aksine, daha önce de değinildiği üzere, bu yalnızca söz konusu kehanetlerin muhtemel kabul edilmesi gerektiği anlamına gelir.”

XIV. Benedict, bu pasajda birinci tür onayın —yani “özel” onayın— değerini açıkça tanımlamaz; ancak “genel” onaya ilişkin önceki ve sonraki ifadelerinden, buna çok daha farklı bir değer atfettiği anlaşılmaktadır.

Elbette, henüz resmi bir onay almamış bir vahyin de, onaylanmış bir vahiy ile aynı doğruluk ve özgünlük kanıtlarını sunması mümkündür. Dolayısıyla, ister onaylanmış olsun ister olmasın, özel bir vahyin ilahi kökeninin kesin olarak saptandığı kişiler, doğal olarak buna ilahi bir vahiy olarak, ilahi bir imanla inanmakla yükümlüdürler. Genel öğreti budur; bkz. Würzburg Cizvit Pederleri’nin *Teoloji* (Theology) eseri, Cilt VIII, s. 132; Franzelin, *De Divina Traditione*, s. 276; Bonacina, Cilt II, s. 25; *Theologia Claromontensis*, Cilt V, s. 351; ve daha önce değinilen Suárez, s. … 285.

Dolayısıyla, bazı özel vahiylerde, her türlü tartışmayı veya anlaşmazlığı nihayete erdirmesi gereken, Tanrı’dan gelme kesin bir tanıklık mevcuttur.
Yukarıda söylenenler aracılığıyla, Bay Berger’in tüm özel vahiylerin yalnızca insani bir otoriteye sahip olduğu ve bu nedenle her zaman tartışmaya açık bulunduğu yönündeki iddiasına (s. 266) yeterince yanıt vermiş oldum.

Şimdi geriye, A. C. Emmerich’in, En Kutsal Meryem’in Efes’teki ikameti, ölümü ve Göğe Alınışı ile ilgili vahiy aktarımının, kesinlikle ilahi bir vahiy niteliği taşıyıp taşımadığını incelemek kalıyor

•İKİNCİ BÖLÜM
A. C. EMMERICH’İN, EN KUTSAL BAKİRE’NİN EFES’TEKİ ÖLÜMÜNE DAİR VAHİYLERİNİN DEĞERİ ÜZERİNE
BÖLÜM I
A. C. EMMERICH’İN YAŞAMI BOYUNCA SAHİP OLDUĞU KUTSALLIĞIN KANITLARI ÜZERİNE

Daha önce (s. 269) bir vahyin ilahi kökenini anlamanın dört yolu olduğunu belirtmiştim; bunlardan ilki, ruhları ayırt etme yetisiyle donatılmış Tanrı hizmetkârlarının tanıklığıdır. A. C. EMMERICH’in çevresinde bu armağana sahip rahiplerin bulunduğunu söyleyemem; ancak kendisi, yaşamının son on üç yılını, kutsal rahipler olan Başrahip Lambert ve Dominiken Peder Limberg’in sürekli gözetimi altında; ayrıca dindar ve bilgili Overberg’in rehberliğinde geçirmiştir. Bu üç rahip, onda meydana gelen olayları gözlemlemiş ve bunların Tanrı’dan geldiğine tanıklık etmişlerdir.

Daha önce de belirttiğim gibi (s. xvi), kendisi hem dini hem de sivil otoriteler tarafından gerçekleştirilen iki çok titiz soruşturmaya tabi tutulmuştur. Bu soruşturmalar, onda görülen stigmaların (kutsal yaraların) doğaüstü bir nitelik taşıdığı sonucuna varılmasını zorunlu kılmıştır. Ayrıca, onun sergilediği kahramanca erdemler; sadeliği, alçakgönüllülüğü,
itaatkârlığı, Tanrı’ya ve komşusuna duyduğu sevgi, bu olağanüstü durumların Şeytan’a atfedilmesine imkân tanımamış; dolayısıyla herkes haklı olarak bunları Tanrı’ya dayandırmıştır. Tanrı’ya ve Rabbimiz İsa Mesih’e bu denli derin bir bağla bağlı olan birinin aldığı vahiyleri Şeytan’a mal etmek, genel olarak da imkânsız görünmektedir. O, Aziz Pavlus gibi, geçmişteki ve gelecekteki tüm eleştirmenlerine şöyle seslenebilirdi: “Artık kimse beni rahatsız etmesin; çünkü ben bedenimde Rab İsa’nın izlerini taşıyorum” (Galatyalılar 6:17). Bu, onun aldığı vahiyler için ilk güvencedir; öyle bir güvence ki, bu vahiyleri hafife almamızı engeller ve bizi, bunların muhtemelen Tanrı’dan geldiğini düşünmeye yöneltir.
Ayırt etme yöntemlerinden ikincisi ise, vahyin bizzat kendisinin incelenmesidir.

II. BÖLÜM
A. C. EMMERICH’İN VAHİYLERİNİN HAKİKATİ VE ORTODOKSLUĞU ÜZERİNE

Özel bir vahyin hakikatini ve ortodoksluğunu (doğruluğunu) doğru değerlendirebilmek için kaçınılması gereken iki tuzak vardır. Bunlardan ilkine daha önce değinmiştim (s. 271); bu tuzak, 1) doğal düzene dair kesinleşmiş bir hakikatle veya 2) Kilise tarafından öğretilen ve dolayısıyla hiçbir şekilde tartışma götürmez olan önceki bir ilahi vahiyle açıkça çelişen bir şeyi, “Tanrı tarafından vahyedilmiş” kabul etme hatasına düşmektir.

III. BÖLÜM — ÖZEL VAHİYLER

İkinci tuzak ise, Tanrı’nın yalnızca genel bilimsel veya ideolojik bilgilerle tamamen uyumlu olan şeyleri vahyetmesine izin vermekten ibarettir. Bu durumda Tanrı, kendi sınırlı aklımızın mahkemesine çağrılır ve eğer bizim özel “düşünme” ve öğretme biçimimize uyum sağlamazsa, pedagojik bir eleştiriye tabi tutulur. Kendilerini “eğitmen” ilan eden bu kişiler için ilahi vahiy diye bir şey asla olamaz: Eğer bir vahiy onların kavrayışını aşıyorsa onu reddederler; aşmıyorsa da onun ilahi olamayacağını savunurlar. Üslup, insanın kendisidir; daha geniş bir ifadeyle, üslup varlığın ta kendisidir. Dolayısıyla, Sonsuz Varlık, “hiçlik” tarzında konuşamaz. Nitekim Tanrı şöyle buyurmuştur: “Benim düşüncelerim sizin düşünceleriniz değil… Gökler yeryüzünden ne kadar yüksekse, benim düşüncelerim de sizin düşüncelerinizden o kadar yüksektir” (Yeşaya 55:8-9). Bu nedenle, ruhani yaşamın üstatları, ilahi vahyin her zaman gizli bir hakikatin tezahürü olduğunu ve yalnızca herkesçe bilinen, sıradan gerçeklerin bir açıklaması olamayacağını öğretirler (Bonal, CXX, A. 4). Her iki açıdan da, A. C. Emmerich’in vahiyleri en güçlü güvenceleri sunmaktadır.

Bugüne dek, Kilise’nin öğretileriyle çelişen hiçbir husus tespit edilmemiştir. Bazıları onun vahiylerinin belirli yönlerinde kusur bulmaya çalışmış olsa da, daha kapsamlı ve gerçekten akademik bir inceleme, bu tür eleştirmenleri her defasında susturmuştur. Ancak bu, onun kutsal bilimlerle ilgili pek çok konuda yeni —ya da daha doğrusu, uzun süredir unutulmuş— bilgiler sunmadığı anlamına gelmez.

Tamamen doğal ve bilimsel bir perspektiften bakıldığında —tarih, jeoloji, arkeoloji, astronomi, botanik ve zooloji alanlarında— kendisi yine pek çok yeni veya unutulmuş bilgi sunmuştur; daha önce de belirttiğim gibi (s. 28), bu bilgiler üzerinde ne kadar çok inceleme yapılmışsa, o denli doğru oldukları ortaya çıkmıştır. Dahası, gözlemlendiği üzere, En Kutsal Meryem Ana’nın Efes’teki ikameti, ölümü ve Göğe Alınışı ile ilgili vahiyleri için de aynı durum geçerlidir. Dolayısıyla, hem öğretiye uygunluk hem de bilimsel gerçeklik açısından, A. C. Emmerich’in vahiyleri son derece güçlü güvenceler sunmaktadır.

III. BÖLÜM
A. C. EMMERICH’İN ÖLÜMÜNDEN SONRA KUTSALLIĞINA DAİR KANITLAR

Bu tür vahiylerin ilahi kökenini ayırt etmenin üçüncü yolu, kişinin ölümünden sonra Tanrı tarafından sağlanan kanıtlarla ve ayrıca Kilise adına konuyla ilgili yapılan değerlendirme ve yargılarla kutsallığının doğrulanmasıdır. Bu süreç, kişinin yaşamı boyunca gerçekleştirilmiş olan incelemenin bir devamı, doğrulaması ve nihai sonucunu oluşturur.
Bir kimsenin vefatının ardından, onun kutsallığına dair ilk tanıklık, Tanrı’nın bir hizmetkârının ölümü anında halkın gösterdiği tepkidir. A. C. Emmerich örneğinde, cenaze törenine katılım o denli büyüktü ki, anlatılanlara göre daha önce benzeri görülmemişti

. — ÖZEL VAHİYLER
“…Dülmen’de böylesi daha önce hiç görülmemişti” (Yaşam, SCHMOEGER, Cilt II,
s. 591).

İnananların Tanrı’nın hizmetkârlarına ilişkin kanaatini yansıtan ve Kilise’nin azizlik ilân etme (kanonizasyon) süreçleri için kritik bir başlangıç ​​noktası teşkil eden bu kutsallık itibarı, aradan geçen yetmiş yıl boyunca giderek daha da güçlenmiştir.
Vahiylerinin yayımlanması Almanya, Fransa ve İtalya’da olağanüstü bir başarıya ulaşmış; günümüzde ise İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri’nde de büyük ilgi görmeye devam etmektedir.

Doğal olarak bu yayın; ilahiyatçılar, piskoposluk kurulları ve piskoposlar tarafından vahiylerinin ciddi bir biçimde incelenmesini beraberinde getirmiş; söz konusu vahiyler her yerde olumlu görüşlerle karşılanmış ve resmî onay almıştır. Bunların hepsini burada sıralamak mümkün olmadığından, diğerlerinin tümünü gayet iyi özetleyen, Baltimore Başpiskoposu Kardinal Gibbons’ın açıklamasından bir alıntı sunacağım:
“A. C. Emmerich’in yaşamını konu alan eserin İngilizce baskısının önsözündeki ilk satırlar, Almanya, İtalya ve Fransa’daki binlerce okurun, onun olağanüstü yaşamının ayrıntılarına, bu bilgiler İngilizce konuşan kamuoyunun erişimine sunulmadan çok daha önce zaten vakıf olduklarını belirtiyor. Dahası, —aziz hatırasına hürmetle andığımız— Papa IX. Pius’un ona büyük bir değer verdiğini; öyle ki, Almanca eserin müsveddelerinden yola çıkılarak bir İtalyanca baskı hazırlanmasını sağladığını ve böylece her iki baskının da eş zamanlı olarak yayımlanmasına olanak tanıdığını öğreniyoruz. Önsözü okumaya devam ettiğimizde, Münster yardımcı piskoposu ve sonradan Köln Başpiskoposu olan Clemens August von Droste zu Vischering ile Piskopos Michael Sailer gibi önemli isimlerle karşılaşıyoruz…”

A. C. EMMERICH’İN VAHİYLERİNİN DEĞERİ 313
“…Ratisbon piskoposu ve onun mübarek hatırasına sahip yardımcısı Michael Wittmann —ki kendisi çağımızın en büyük din adamlarından biriydi; ölüm döşeğindeyken Clemens Brentano’yu, A. C. Emmerich’in görülerini yayımlamaya teşvik eden kişi oydu—; Münster’deki ruhban okulunun (ve aynı zamanda A. C. Emmerich’in) yöneticisi olan dindar ve bilgili Doktor Overberg; Speyer Piskoposu Haneberg; Solesmes Başrahibi Dom Guéranger; Münih Genel Vekili Friedrich Windischmann; Freiburg’dan Profesör Alban Stolz; Laibach’tan Kanon A. Urbas; Philadelphia’nın dördüncü piskoposu J. N. Neumann; Kentucky, Covington Piskoposu Carrell ve son olarak, eserin editörü olan Rahip Charles-Ehrard Schmöger (C.SS.R.) —ki kendisi, 1850 yılında ‘En Kutsal Kurtarıcı Cemaati’ne (C.SS.R.) katılmadan önce, sıra dışı bir bilgi birikimine sahip bir piskoposluk rahibiydi.

“Bu seçkin isimlerin yanına, rahiplik unvanı taşımamalarına rağmen teoloji bilimlerindeki yetkinlikleri ve muhakeme yeteneklerinin sağlamlığıyla öylesine öne çıkmışlardır ki, kendi dönemlerinde söyledikleri sözler adeta birer kâhin beyanı (orakul) gibi kabul edilen Kont von Stolberg ve Joseph Görres’in isimlerini de ekleyebiliriz.” “Hristiyan mistisizmi” üzerine kaleme aldığı kapsamlı eserinde kendisi şöyle der: “Dindar A. C. Emmerich’inkilerden daha zengin, daha derin, daha olağanüstü veya daha çarpıcı başka bir vahiy bilmiyorum.” Sözü edilen tanıkların —ki hepsi dindar A. C. Emmerich’in güvenilirliği ve görümlerinin taşıdığı büyük değer konusunda hemfikirdirler— ifadelerine dayanarak ve *Rabbimiz İsa Mesih’in ve O’nun Kutsal Annesi’nin Yoksul Yaşamı ve Acı Dolu Tutkusu* (The Poor Life and Sorrowful Passion of Our Lord Jesus Christ and His Blessed Mother) adlı eserin, dindarlıkla okunması halinde büyük ruhsal faydalar sağlayacağına dair taşıdığımız derin inanç ışığında, bu esere onayımızı vermekten çekinmiyoruz.

J. Kardinal GIBBONS,
Baltimore Başpiskoposu.
(Leben und Leiden, s. LXXXV).

Bu kısa özetten yola çıkarak —A. C. Emmerich’in hem yaşamı boyunca hem de ölümünden sonra sergilediği kutsallık kanıtları göz önüne alındığında— onun vahiylerinin genel olarak gerçeklik payı taşıdığı sonucuna varılabileceğine inanıyorum. Buna, En Kutsal Meryem Ana’nın Efes yakınlarındaki bir dağda geçirdiği süre, ölümü ve Göğe Alınışı (Assumption) hakkındaki anlatımları da dahildir.

İlahi bir vahye dair bu olasılık, sunduğum ve bir araya getirdiğim tüm doğal kanıtlarla (s. 258 ve devamı) birleştiğinde, En Kutsal Meryem Ana’nın Efes’te, Panaghia-Capouli’de vefat ettiği ve oradan göğe yükseltildiği yönündeki kanaati pekiştirmek için kuşkusuz yeterli olacaktır.
Yine de bu, bahsettiğim kesin ve ilahi tanıklık değildir.

A. C. Emmerich’in, En Kutsal Meryem Ana’nın Efes’teki yaşamı, ölümü ve… …Göğe Alınışı hakkındaki vahiylerini destekleyen mucizeler —ya da gerçekleşmiş kehanetler— var mıdır? Bu vahyi, gerçekten doğaüstü ve ilahi kılan şey nedir?
İşte incelenmesi gereken konu budur; bu, meselenin önemli ve belirleyici noktasıdır.

A. C. EMMERICH’İN VAHİYLERİNİN DEĞERİ 3|5
BÖLÜM IV
A. C. EMMERICH’İN BU VAHİYLERİNİ DESTEKLEYEN MUCİZELER YA DA PEYGAMBERLİKLER VAR MIYDI? § 1. Mucizeler mi?

1° Şimdiye dek söylediklerimden —özellikle de (14. sayfa ve devamında) belirttiklerimden— anlaşılacağı üzere, Tanrı, A. C. Emmerich’in tüm vahiylerine, taklit edilmesi imkânsız, ilahi bir doğruluk mührü vurmuştur. Bu mühür; hem anlatıcının hem de diğer herkesin bilmediği yerlere dair, uydurulması ya da hayal edilmesi imkânsız olan son derece kesin betimlemelerden oluşmaktadır.

Şahsen doğruladığım üç örnekten söz ettim: 1824 yılında —hatta 1881’de bile— Kherliet-en-Nassara mağarasını kim biliyordu? Kefernahum’un gerçek yerini, oradaki terasları, havuzu ve dağın tepesindeki pınarı kim biliyordu? Peki ya 1824’te —hatta çok daha sonraları bile— Başkalaşım (Transfigürasyon) Mağarası’ndan kimin haberi vardı?

Aynı durum, Efes yakınlarındaki dağda bulunan, En Kutsal Bakire’ye ait ev için de geçerlidir. A. C. Emmerich’in söz konusu dağ, konum ve evin düzeni hakkında yaptığı betimlemeyi başka kim sunabilirdi? Hiç kimse; kesinlikle hiç kimse. Gördüğümüz üzere, eleştirmenler dahi bunun açıklanamaz olduğunu ifade etmektedir (bkz. s. 241 ve 248).

Öyleyse! Eğer bu durum insani ölçütlerle açıklanamıyorsa, o hâlde ilahi olması gerekir.
Zira tüm bu vahiyleri şeytana atfetmek imkânsızdır; kaldı ki, eğer kişi bunları ona mal etmeye kalkışsa, *hepsini* ona atfetmek zorunda kalırdı; çünkü vahiylerin tamamı, insani açıdan açıklanamaz olan bu betimlemeleri içermektedir. Kahramanca erdemleri, çektiği acılar ve O’nun (İsa’nın) çarmıha gerilişiyle—kutsallığın ve Tanrı ile birleşmenin en çarpıcı işaretlerini sürekli olarak sergileyen—bu kutsal şehidin önemini, tüm bunları yalnızca şeytanın ilhamıyla yaptığını varsayarak kavrayabilir miyiz? Daha da çelişkili bir şekilde; *Rabbimiz’in Yaşamı*, *En Kutsal Bakire’nin Yaşamı* veya *Acı Dolu Tutku* gibi, böylesine büyük iyiliklere vesile olmuş eserlerin şeytan tarafından dikte ettirilmiş olması düşünülebilir mi? Eğer Şeytan Şeytan’ı kovuyorsa, kendi içinde bölünmüş demektir; o halde onun krallığı nasıl ayakta kalabilir? (Matta 12:26).

İnsan aklıyla açıklanamayacak bu tasvirleri şeytana mal etmek imkânsızdır; dolayısıyla bunların Tanrı’dan geldiğini kabul etmek gerekir. Aynı şekilde, En Kutsal Bakire’nin Efes’teki yaşamı, ölümü ve Göğe Kabulü ile ilgili —açıklanamaz olduğu genel kabul gören— vahiyler de yine Tanrı’dan gelmektedir.

Daha önce belirttiğim gibi (s. 44), A. C. Emmerich’in tasvirlerindeki akıl almaz isabetliliğe tanık olduğumda bende oluşan kanaat buydu; üstelik bu izlenime, bu kanaate sahip olan yalnızca ben değildim. *Panaghia-Capouli* adlı broşürde (s. 74–85) yer alan ziyaretçi anlatımları da bunu doğrulamaktadır.

Bunun yanı sıra, İzmir’de son derece güvenilir birinden dinlediğim, çok daha önemli bir olaya da değinmek istiyorum.

Israrlı telkinler sonucunda, pek çok kişi gibi inançsız biri olan bir doktor, Panaghia-Capouli’ye gitmeye ikna edildi.

A. C. Emmerich’in yaptığı tasvir kendisine verildi ve “Oku, incele ve bize açıkla” dendi. Okudu, inceledi; ancak bir açıklama getiremedi. Üstelik…

…bu tasvirin doğal olarak imkânsızlığı karşısında öylesine sarsıldı ki, “Evet, burada ilahi bir vahiy var! Buna inanıyorum!” dedi. Sonuç olarak, Kilise tarafından sunulan vahiylere de inanmaya başladı; Katolik inancına geri döndü ve inancının gereklerini yerine getiren bir Katolik oldu.
Dolayısıyla bu vahiy, Kilise’nin resmî kararı beklenmekle birlikte, anlaşılabildiği kadarıyla gerçek bir mucizeyle destekleniyor gibi görünmektedir.
Böylece, daha önce de belirttiğim gibi (s. 265), tüm doğal kanıtların ve insan tanıklıklarının ötesinde, bu vahyi destekleyen bizzat Tanrı’nın tanıklığı mevcuttur.

2. Bu ilk mucizeye —yani vahyin kendisine eşlik eden mucizeye— ek olarak, daha önce yazdığım gibi (s. 71), başka olağanüstü lütuflar da gerçekleşmiş görünmektedir; bunlar arasında, İzmir’de görme yetisini kaybetmekte olan bir işçinin aniden iyileşmesi de yer almaktadır. Monsenyör Timoni’nin, niyetlendiği üzere, bu mucize hakkında bir hüküm verip vermediğini bilmiyorum. Bu piskoposluk kararını beklememiz gerekiyor.

§ 2. Bu vahyi destekleyen, gerçekleşmiş kehanetler var mı?

Günümüzde, insan aklıyla betimlenmesi imkânsız olan bir tasvirin içerdiği mucizenin ötesinde, bu vahiyde artık gerçekleşmiş bir kehanet olduğunu görmemek zordur.
A. C. Emmerich’in, Efes dağındaki En Kutsal Meryem Ana’nın evi ve mezarı hakkındaki bu vahyi, kehanet niteliği taşımıyor mu? Bir şeyleri haber vermiyor mu…

318 BÖLÜM III. — ÖZEL VAHİYLER

O, söz konusu evin ve mezarın keşfedileceğini dolaylı yoldan haber vermiyor mu? Hatta kutsal mezarın keşfini açıkça dile getiriyor: “İnanıyorum ki bu mezar hâlâ yerin altında mevcuttur ve bir gün yeniden gün yüzüne çıkacaktır.” (Meryem’in Yaşamı, s. 481); bunun da ötesinde, doğal olarak ondan önce gerçekleşmesi gereken Kutsal Ev’in keşfini de müjdeliyor. İşte, o Kutsal Ev keşfedilmiştir; dolayısıyla bu, gerçekleşmiş bir kehanettir ve vahyin ilahi gerçekliğinin bir teminatıdır. Nitekim *Ephesus or Jerusalem* (Efes mi, Kudüs mü?) adlı risalenin yazarının da belirttiği gibi (s. 121): *Eventus probat prophetiam* (olay, kehaneti doğrular). Bu durum aynı zamanda ikinci keşfin, yani kutsal Mezar’ın keşfinin de gerçekleşeceğinin bir güvencesidir.
Bana öyle geliyor ki, A. C. Emmerich’in; Kutsal Meryem Ana’nın Efes dağlarında, Panagia Kapulu’da geçirdiği yaşam dönemine, ölümüne ve Göğe Alınışına dair vahyi lehine, inkar edilemez bir mucize ve gerçekleşmiş bir kehanet mevcuttur. Bunlar, söz konusu vahyin ilahi kökenini kanıtlamakta ve ona olağanüstü, belirleyici bir değer katmaktadır.
Gördüğümüz üzere, bazıları buna yalnızca şakalarla karşılık veriyor; bizler de bu şakaları anlayıp değerlendirebilecek durumdayız.

Öte yandan Bay Berger, karşımıza Agreda’lı Meryem’in (Mary of Agreda) çelişkili vahiyleriyle çıkıyor; bu itiraza yanıt vermek gerekir. Ancak yalnızca buna odaklanırsam, çok daha ciddi bir başka meseleyi, yani Aziz Birgitta’nın (Saint Bridget) vahiylerini göz ardı etmiş olurum.
Hakikati aradığım için —ne olursa olsun ve nerede bulunursa bulunsun— öncelikle Aziz Birgitta’nın konumuzla ilgili vahiylerini aktaracak ve inceleyeceğim. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
AZİZ BİRGİTTA’NIN, KUTSAL MERYEM ANA’NIN ÖLÜMÜ VE GÖĞE ALINIŞI HAKKINDAKİ VAHİYLERİ İLE
A. C. EMMERICH’İN VAHİYLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI.

BÖLÜM I
AZİZ BİRGİTTA’NIN, KUTSAL MERYEM ANA’NIN
ÖLÜMÜ VE GÖĞE ALINIŞI HAKKINDAKİ VAHİYLERİ. Aziz Bridget, Kutsal Meryem Ana’nın ölümü ve Göğe Kabulü hakkında aşağıdaki iki pasajda açıkça konuşur:
1. Sevgi ve mutluluk dolu bir vecd hâlinde gerçekleşen ölümünü kısaca anlattıktan sonra, Kutsal Meryem Ana şöyle dedi:

“Ruhumu teslim ettiğim sırada evde benimle birlikte olanlar,
olağanüstü bir ışık sayesinde, Tanrı ile benim aramda neler yaşandığını açıkça anladılar.
Ardından, ilahi bir güçle oraya getirilen Oğlumun dostları,

bedenimi Yehoşafat Vadisi’ne defnettiler.
Onlarla birlikte, güneş ışığındaki zerreler misali,
sayısız melek geldi. Ancak kötü ruhlar, buna engel olmaya

cesaret edemediler.”

320 BÖLÜM III.— ÖZEL VAHİYLER

“…yaklaşın. Bedenim on beş gün boyunca toprakta gömülü kaldı. Ardından, bir melek topluluğu eşliğinde göğe yükseltildi. Bu süre zarfı, büyük bir gizemden de yoksun değildi; zira yedinci saatte bedenlerin dirilişi gerçekleşecek, sekizinci saatte ise ruhların ve bedenlerin saadeti tamamlanacaktır” (6. Kitap, 62. Bölüm, s. 532: *Revelationes Coelestes*… Turrecremata ve diğerleri tarafından onaylanmış, folyo baskı, Münih, 1680).

2° “Yehoşafat Vadisi’nde, şanlı Bakire’nin mezarı başında dua ederken, Bakire’nin kendisi olağanüstü bir ışıltı ve ihtişamla bana göründü ve şöyle dedi: ‘Dikkat et kızım; Oğlum göğe yükseldikten sonra bu dünyada on beş yıl yaşadım; buna, Oğlum’un Göğe Yükseliş bayramından ölümüne dek geçen süre de dâhildir. Ardından, bu mezarda on beş gün boyunca ölü kaldım. Sonrasında ise büyük bir yücelik ve sevinçle göğe yükseltildim’” (7. Kitap, 26. Bölüm, s. 615, a.g.e.).

Görülebileceği üzere, çelişki gayet açıktır. Bu iki pasaja göre, En Kutsal Bakire Kudüs’te vefat etmiş, Yehoşafat Vadisi’nde toprağa verilmiş ve mezarı da yine aynı vadide bulunmaktadır. Bilindiği üzere, Aziz Birgitta’nın vahiyleri, Kilise tarafından olumlu yönde onaylanmış az sayıdaki vahiyler arasındadır; bunlar dört papa ve iki genel konsil tarafından tasdik edilmiştir (WIGGERMANN, s. xx, no. 38).
Bununla birlikte, konuyu tarafsız bir şekilde inceleyen hiç kimsenin Aziz Birgitta lehine bir sonuca varmayacağı kanaatindeyim. AZİZE BRIGID’İN MERYEM’İN ÖLÜMÜNE İLİŞKİN VAHİYLERİ 321
Kilise, bu onayı verirken, Azize Brigid’in vahiylerinin genel olarak nasıl karşılanmasını amaçlamıştı?

Daha önce gördüğümüz üzere (s. 272), Kilise bunların “olası” (muhtemel) kabul edilmesini amaçlamıştı.

Peki ya A. C. Emmerich’in vahiyleri? Söylenenlerden yola çıkarak bunlara nasıl bakmalıyız? Yaşamının kutsallığı ve vahiylerine hâlihazırda verilmiş olan onaylar —her ne kadar Kilise tarafından resmen tasdik edilmemiş olsalar da— göz önüne alındığında, bunları da aklın ve piskoposların değerlendirmesi ışığında “olası” olarak görebiliriz ve görmeliyiz; elbette bunlar yine de Kilise’nin nihai hükmüne tabidir.
Dolayısıyla, aksi kanıtlanana dek, bu bağlamda her ikisinin otoritesi eşittir ya da neredeyse eşittir.

Peki, Azize Brigid’in bu özel vahyi destekleyen herhangi bir kanıtı var mı? Hiç yok; hatta tam tersi söz konusu.

Nitekim, En Kutsal Bakire’nin mezarda ON BEŞ GÜN kaldığı iddiasında rahatsız edici bir yan var. Üstelik, Azize Brigid’in vahiylerini büyük bir gayretle savunan Montefeltro Piskoposu Durandus, bu iki örnekte “on beş gün” yerine “birkaç gün” ifadesinin okunabileceğini öne sürüyor; ancak bu kabul edilebilir bir yaklaşım değil. Azize Brigid, bu “on beş” sayısında büyük bir gizem olduğunu belirtiyor ve bunu şöyle açıklıyor: Yedi sayısı Diriliş’i, sekiz sayısı ise ebedi saadeti temsil eder; 7 + 8 = 15 eder.

Görünen o ki, bu on beş günle ilgili bir yanlışlık söz konusu; peki, ölüm yeriyle ilgili de başka bir yanlışlık olamaz mı?

322 111. BÖLÜM — ÖZEL VAHİYLER
Dolayısıyla, Azize Bridget’in vahiy örneklerinde bir özgünlük (gerçeklik) belirtisi yoktur; aksine, durum tam tersidir.
Ancak A. C. Emmerich’in vahiy örneklerinde, gördüğümüz üzere, mekânların betimlenmesi ve söz konusu Ev’in keşfi, ilahi kökene dair bir kanıt oluşturmaktadır.

Öyleyse, Efes lehine ve Kudüs aleyhine elimizde bir kanıt bütünü varken —ki bunu daha önce incelemiştik—, olası (kabul edilebilir) nitelikte onaylanmış bu vahiylerden durup dururken uzaklaşmak; tüm bu kanıtları, hata yapmaya son derece açık, aceleci bir işaret uğruna feda etmek mantıklı olur muydu?

Peki, bu tür vahiylerdeki hatalar nasıl açıklanabilir? — Birkaç yolla; bu hiç de zor değildir.

II. BÖLÜM
ONAYLANMIŞ ÖZEL VAHİYLERDE, VAHİY KAYNAKLARI ÜZERİNE

Sıradan vahiylerdeki hata nedenlerini —ki bu çok uzun bir konu olurdu— tartışmaksızın, yalnızca Kilise tarafından genel olarak (bütünsel biçimde) onaylanmış vahiylerde dahi varlığını sürdürebilen hata nedenlerine değinelim.
1. Bizzat ayrıcalıklı kişilerden (vahiy alıcılardan) kaynaklanan hatalar.

1° Bu kişiler, ne kadar sağlıklı ve lütuflara mazhar olmuş olurlarsa olsunlar, vahiy deneyiminden sonra kendi hallerine bırakılırlar. Onlar, kamusal vahiylerdeki peygamberler gibi, Kutsal Ruh’un yanılmaz birer aracı ya da taşıyıcısı değildirler; dolayısıyla aktardıkları vahiyler, Tanrı’nın Sözü veya Kutsal Yazı niteliğini taşımaz. Hayır, onlar yeniden düşmüş insan doğasının tahakkümü altına girerler. Kendilerini yeniden;
artık sağlıklı işlemeyen bir hafızanın kusurlarıyla,
gördükleri ya da deneyimledikleri şeyleri tam olarak kavrayamayan bir zekânın zayıflığıyla boğuşurken bulurlar.

Bu nedenle, söz konusu durumda, doğaüstü bir ışık altında kendilerine iletilenleri kusursuz bir biçimde aktarmaları imkânsızdır. Söz konusu olan, Lourdes örneğinde olduğu gibi, yalnızca birkaç kelimeyi hatırlamaktan ibaretse,
vizyon sahibi kişi bunu oldukça kolay bir şekilde başarabilir. Bununla birlikte biliyoruz ki;
Bernadette, yaşadığı o büyüleyici deneyimin bozulmasından korktuğu için, 25 Mart’taki iletişimden sonra yol boyunca sürekli olarak şunu tekrarlayıp durmuştu: “Ben, Lekesiz Gebelik’im; ben, Lekesiz Gebelik’im.” Ancak eğer gerçekleşen söylem uzunsa, birtakım eksikliklerin ya da az veya çok önemli farklılıkların ortaya çıkması kaçınılmaz değil midir?

Peki ya bu, tamamen ruhsal bir iletişimse;

yani belirgin sözcükler ve somut imgeler içermiyorsa,
bu ayrıcalıklı kişi onu nasıl aktarabilir? Böylesi bir iletişim çok daha yüce, ilahi kökeni çok daha kesin,

fakat ifade edilmesi de bir o kadar güçtür.
Kuşkusuz bu insanlar, özel —

hatta bazen olağanüstü — bir lütfa sahiptirler;
ne var ki bu, tıpkı A. C. Emmerich’in vizyonlarını anlatırken sıkça görüldüğü gibi,
yanılmaz bir ilham düzeyine kadar varmaz.

324 BÖLÜM III. — ÖZEL VAHİYLER
Kendisine yeni bir bakış açısı, içgörüler ve ayrıntılar sunulmuş; ancak her defasında kendi haline bırakılmış ve —kendisine gösterildiği üzere— hakikatin bir miktar değişime uğraması ihtimaline açık tutulmuştur (Yaşam, cilt 1, s. 311).
Her durumda, Tanrı’nın murat ettiği şey mutlaka dile getirilmiştir; ancak bunun yanı sıra, bir coşku ve hata karışımı da mevcuttur. Tanrı buna, insanların alçakgönüllülüğünü ve sağduyusunu sınamak için izin verir; zira insanlar, kesin olanı belirsiz kalandan ayırt edebilirler ve etmelidirler. Özel vahiylerdeki bu hata kaynağı genel bir durumdur; bu tür iletişimlere mazhar olan kişiler yanılmaz bir ilhama sahip değildirler; aksine, kendi hallerine bırakılmışlardır. Bana kalırsa, onları kamusal, kanonik vahiylerden en çok ayıran özellik budur. Dolayısıyla, bundan kaynaklanan kusurlar, onaylanmış olanlar da dâhil olmak üzere tüm özel vahiylerde mevcuttur.

2. Özel vahiylerde rastlanan bir diğer hata kaynağı —daha az genel olsa da oldukça sık görülen ve önemli bir nitelik taşıyan— yine bu ayrıcalıklı kişiden kaynaklanır.
Tanrı, görücülere bildirmek istediği şeylerin bir kısmını genellikle imgeler, sembolik veya alegorik tablolar aracılığıyla gösterir. Bu sembolik tabloları anlamak ve yorumlamak ise görücülere düşer. Kendilerine sağlanan yardıma rağmen, normal hallerine döndüklerinde ve kendi başlarına kaldıklarında, bu sembolik görüleri pekâlâ hatalı bir biçimde yorumlayabileceklerini tahmin etmek güç değildir.

A. C. Emmerich’e göre, bu durum gerçekten de yaşanmaktadır: “Diğerlerinden…”

2026 OFFICIAL, PRACTICAL & SPIRITUAL ANSWERS

Frequently Asked Questions (Open Guide Windows)

Clear, authoritative, and verified expert answers regarding operating hours, entrance tickets, parking rules, Sunday Mass liturgy, holy water springs, and sacred shrine decorum:

Visiting Hours Open 365 Days

What are the opening and visiting hours for the House of the Virgin Mary?

⚡ 2026 Operating Hours: Summer (Apr–Oct) 08:00–18:00 | Winter (Nov–Mar) 08:00–17:00

The House of the Virgin Mary is open 365 days a year, including all religious and public holidays. Official 2026 hours: Summer Season (April – October) 08:00 – 19:00; Winter Season (November – March) 08:00 – 17:00. Last entry at turnstiles is strictly 30 minutes before closing (18:30 in summer, 16:30 in winter). We recommend planning 45 to 60 minutes for a complete, contemplative visit.

Tickets & Fees MuseumPass Not Valid

How much is the entrance fee in 2026 and why is the Museum Pass not valid?

⚡ 2026 Nature Park Tariff: Domestic: 90 TL | Foreign: 700 TL | Chapel Prayer: Free

According to the official 2026 National Nature Park tariff: Turkish Citizens pay 90.00 TL; International Visitors pay 700.00 TL. Entrance to the stone chapel, prayer and Sunday Mass is completely FREE. The Turkish Museum Pass is not valid because this sanctuary is designated as a Nature Park under National Parks jurisdiction. CASH IS NOT ACCEPTED; payment is strictly contactless via Credit Card, Debit Card, or Turkish HGS toll tag.

Exemptions Special Privileges

Who is eligible for free or discounted admission to the Nature Park?

⚡ Free Admission Groups: Children 0-6, Veterans, Martyrs' Families, 40%+ Disabled, Clergy

In accordance with National Nature Park regulations: Children aged 0-6, veterans and martyrs' immediate families (with official ministry ID), visitors with disabilities (40%+ disability card) along with one accompanying assistant receive 100% FREE admission. Clergy and religious personnel attending chapel liturgy are also admitted free.

Parking HGS / Card Payment

How much is the parking fee and what payment methods are accepted?

⚡ 2026 Vehicle Rates: Car: 255 TL | Motorcycle: 180 TL | Minibus: 1,275 TL | Bus: 2,550 TL

Official 2026 National Nature Park parking tariff: Passenger Car: 255.00 TL; Minibus: 1,275.00 TL; Tour Bus: 2,550.00 TL; Motorcycle: 180.00 TL. Charged once per vehicle at the entrance gate. Cash is not accepted; paid via HGS electronic toll or contactless card. A secure, paved, 24/7 monitored parking area is located just 150 meters walk from the chapel.

Directions & Transit Mt. Koressos Summit

How do I get to the House of Mary from Ephesus or Selçuk? Is there public transport?

⚡ Distance & Access: Selçuk: 9 km (12 min) | Ephesus Upper Gate: 6 km (10 min) | No public buses

The House of Mary is located on Mount Koressos summit, 9 km from Selçuk (12-15 min) and 6 km from Ephesus Upper Gate (10 min). There are NO public municipal buses or shared dolmuş vans to the mountain summit. Access is via: 1) Taxi: Fixed round-trip rate from Selçuk or Ephesus gates (drivers wait 45-60 min). 2) Private or Rental Car: Follow brown scenic signs on well-paved mountain road. 3) Organized Day Tours. GPS: 37.9294° N, 27.3441° E.

Holy Mass & Liturgy Every Sunday 10:30 AM

When are the Holy Mass times and can visitors attend for free?

⚡ Liturgical Schedule: Sunday Mass: 10:30 AM | Summer Weekdays: 17:15 | Assumption: August 15

Solemn Sunday Mass is celebrated every Sunday at 10:30 AM in the chapel or outdoor sanctuary in multiple languages (Latin, English, Turkish, Italian). Participation is completely FREE and warmly open to visitors of all faiths. During summer weekdays, a short evening service is held at 17:15. The annual Feast of the Assumption Solemn Pontifical Mass takes place on August 15.

Holy Spring Potable Natural Spring

Is the Holy Spring water safe to drink and can I fill bottles?

⚡ Spring Water Features: Natural pure mountain spring · Potable, tested, refreshing, and revered for blessings.

Yes, the natural mountain spring water flowing from the three historic marble taps below the chapel is pure, safe, refreshing, and regularly tested for drinking quality. It has been revered for centuries for its spiritual blessings and healing properties. Visitors are welcome to drink freely and fill their own water bottles at NO charge with no limit. Small souvenir bottles are also available in local gift shops.

Wishing Wall & Prayer Physical & Digital Prayer

How do I leave a prayer on the Wishing Wall and what happens to them?

⚡ Spiritual Tradition: Prayers are collected by resident friars, blessed at liturgy, and consumed by prayerful fire.

Visitors can attach their written prayers, intentions, and thanksgiving on paper or fabric to the stone Wishing Wall next to the springs. Prayers are never discarded; they are periodically and respectfully collected by resident Franciscan friars and nuns, blessed during liturgical masses, and traditionally consumed by fire in prayer. You can also submit free online prayers via our website.

Votive Candles Outdoor Votive Stands

Where are candles lit at the shrine and can I light a candle inside the chapel?

⚡ Heritage & Fire Rule: Flames inside the chapel are prohibited · Candles are lit in outdoor courtyard racks.

To protect the ancient stone structure, historical frescoes, and ensure fire safety, LIGHTING FLAME CANDLES INSIDE THE CHAPEL IS STRICTLY PROHIBITED. Votive candles are lit in specially designed outdoor metal and sand racks located in the courtyard right outside the chapel exit. Candles can be obtained at the entrance desk for a modest voluntary donation.

Chapel Rules No Photos Inside

Is photography allowed inside the chapel and can I use mobile phones?

⚡ Prayer Sanctuary Rule: Interior photography strictly prohibited · Fully permitted in gardens and courtyards.

Photography and video recording INSIDE the chapel are STRICTLY FORBIDDEN to maintain a prayerful, respectful atmosphere for worshippers. Mobile phones must be silenced before entering. Photography is fully permitted in outdoor garden courtyards, near the holy springs, and at the wishing wall.

Dress Code Free Wraps at Entrance

Is there a dress code for visiting and are wraps/shawls provided at the door?

⚡ Attire Etiquette: Cover shoulders and knees · Complimentary modest wraps provided free at entrance.

Visitors are expected to dress modestly with shoulders and knees covered in honor of the holy shrine. For guests arriving in sleeveless tops or shorts during hot summer days, clean shawls and modest wraps are provided at the chapel entrance 100% FREE of charge. Shoes remain on inside the chapel.

Accessibility 100% Barrier-Free Path

Is the sanctuary wheelchair accessible and suitable for strollers?

⚡ Barrier-Free Features: Continuous step-free ramps connecting parking lot, chapel, springs, and wishing wall.

Yes, the sanctuary is fully accessible for wheelchair users, elderly pilgrims, and families with baby strollers. Continuous paved, step-free ramps connect the parking area directly to the chapel, holy water springs, and wishing wall (100% barrier-free route). Accessible restrooms and complimentary loaner wheelchairs are available upon request at security.

Vatican & History Official Pilgrimage Shrine

Is the House of Mary an official Catholic Pilgrimage site? Which Popes have visited?

⚡ Three Apostolic Visits: Pope Paul VI (1967) · Pope John Paul II (1979 - Official Shrine) · Pope Benedict XVI (2006)

Yes, the House of the Virgin Mary is officially recognized as a Catholic Marian Shrine and international Pilgrimage Sanctuary. Three Popes have made apostolic visits: Pope Paul VI (1967, gifted a bronze lamp); Pope John Paul II (1979, officially designated it a Sanctuary of Pilgrimage); Pope Benedict XVI (2006, celebrated Mass and presented a golden chalice). Liturgical gifts are preserved at the shrine.

Islam & Mary Surah Maryam

Why is the House of the Virgin Mary significant for Muslims?

⚡ Quranic Reverence: The Virgin Mary (Maryam) is the only woman named in the Quran, honored in Surah 19.

The Virgin Mary (Hazrat Maryam) is the only woman named in the Holy Quran, with the 19th Surah dedicated to her name and virtues. Honored as the blessed mother of Prophet Jesus (Isa), she holds immense spiritual reverence in Islam. Consequently, approximately half of all annual pilgrims to the shrine are Muslims, making the sanctuary a global symbol of interfaith peace, harmony, and mutual respect.

Trip Planning Golden Hours

What is the best time of day to visit and when does it get crowded?

⚡ Golden Visiting Hours: Quiet: 08:00–09:30 & 16:30–18:30 | Peak Tour Buses: 10:30–14:00

Cruise ship excursion buses from Kuşadası typically arrive between 10:00 AM and 14:00 PM, causing peak congestion. For a peaceful, quiet, and deeply spiritual experience without queues, the golden hours are early morning 08:00 – 09:30 AM or late afternoon 16:30 – 18:30 PM. Weekdays (especially Tuesday and Wednesday) are significantly quieter than weekends.

1-Day Itinerary Combined Tour

How long does a visit take and how to combine it with nearby sites?

⚡ Recommended Duration: Mary's House: 45–60 mins | Perfectly pairs with Ephesus & Şirince for a full day.

A complete shrine visit takes approximately 45 to 60 minutes. Recommended 1-day itinerary: 1) 08:30 House of the Virgin Mary (calm morning start), 2) 10:00 Ephesus Ancient City walking downhill from Upper Gate (2-2.5 hrs), 3) 13:00 Selçuk lunch & Ephesus Archaeological Museum + St. John Basilica (1.5 hrs), 4) 15:30 Historic Şirince Village for sunset and local tasting (2 hrs).

Share with