Nazaret’ten Efes’e Kutsal Bir Ömür
Hazreti Meryem (Meryem Ana), Hristiyanlık ve İslam dünyasının en çok saygı duyulan, en kutsal şahsiyetlerinden biridir. İsa Mesih’in çarmıha gerilişinden önce, annesini en sevgili havarisi olan Aziz Yuhanna’ya (St. John) emanet etmesiyle, Hz. Meryem’in hayatında yeni bir dönem başlamıştır.
Kudüs’teki Zulümden Efes’in Huzuruna Kaçış
Kudüs’te erken Hristiyan cemaatine yönelik artan baskılar ve zulümler nedeniyle Havari Yuhanna, Hz. Meryem’i korumak ve güvenli bir limana götürmek amacıyla dönemin en büyük metropolü olan Efes’e getirmeye karar vermiştir. O dönem Roma İmparatorluğu’nun Asya eyaletinin başkenti olan Efes, kalabalık nüfusu ve pagan inanışlarıyla tanınmaktaydı. Yuhanna, Hz. Meryem’i bu kalabalık liman kentinin karmaşasından korumak için, kentin arkasındaki ıssız ve ormanlık Bülbüldağı (Solmissos) yamaçlarında sakin bir yer seçmiştir.
Bülbüldağı’ndaki Gizli Yaşam ve Göğe Yükseliş
Hz. Meryem, ömrünün son yıllarını bu dağ yamacında, kendisi için inşa edilen küçük taş bir evde geçirmiştir. Burada ibadetle, sessizlikle ve huzur içinde yaşamıştır. Hristiyan geleneğinde, Hz. Meryem’in bu dünyadaki yaşamını tamamlayarak ruhsal ve bedensel olarak göğe yükseldiği (Dormition / Assumption) yerin burası olduğuna inanılır.



