Vizyonlar ve Rüyalardaki Gizemli Ev
Meryem Ana Evi’nin modern dünyada keşfedilmesi, adeta mucizevi bir olaylar zinciridir. Almanya’da hayatı boyunca yatağa bağımlı yaşayan ve Efes’i hiç görmemiş olan dindar rahibe Anne Catherine Emmerich (1774-1824), trans halindeyken gördüğü vizyonlarda Meryem Ana Evi’nin konumunu, çevresindeki taşları, dağın yapısını, denize olan açısını ve dağdan akan su kaynağını en ufak detaylarına kadar tarif etmiştir.
29 Temmuz 1891: Keşif Heyetinin Dağa Tırmanışı
Emmerich’in ölümünden sonra kitaplaştırılan bu notlar, İzmir Lazarist Manastırı Müdürü Peder Eugene Poulin’in dikkatini çekmiştir. Peder Poulin liderliğindeki keşif heyeti (Peder Jung ve arkadaşları), kitaptaki pusula ve coğrafi tarifleri milim milim takip ederek 29 Temmuz 1891 günü Bülbüldağı yamaçlarına tırmanmıştır.
“Panaya Kapulu” ve Arkeolojik Gerçek
Rahipler dağın tepesine ulaştıklarında, Emmerich’in kitabında anlatılan haç planlı, arkası yuvarlak taş harabeyi ve hemen yanından akan su kaynağını bulmuşlardır. Araştırmalar derinleştikçe, civardaki Ortodoks Rum köylülerinin nesillerdir her yıl 15 Ağustos’ta bu harabeye tırmanarak Meryem Ana’nın Göğe Yükselişini andıkları ve buraya “Panaya Kapulu” (Meryem Ana Geçidi) adını verdikleri keşfedilmiştir.