Meryem Ana’nın Gölgesinde Kalan Sır: Efes’in Kayıp Kulesi ve Yıllarca Görmezden Gelinen Sit Alanı
Her yıl yüz binlerce insan Bülbüldağı’nın virajlı yollarını tırmanıp Meryem Ana Evi’nin o huzur veren atmosferine karışıyor. Çoğu ziyaretçi mumunu yakıp, dilek duvarına peçetesini bağladıktan sonra Selçuk’un diğer popüler turistik noktalarına doğru yola koyuluyor. Ancak hemen aşağıda, Selçuk’un merkezinde, tarihin çok daha karanlık ve gizemli bir sayfası yıllardır sessizce bekliyor.
Geçtiğimiz 2025 yılında Selçuk’un Atatürk Mahallesi’nde sessiz sedasız yeni bir sit alanı ilan edildi. Gerekçesi ise oldukça çarpıcıydı: Alanın tarihi bir kale veya kule kalıntısıyla bağlantılı olması.
İşte tam bu noktada, insanın içini kemiren ve tarih kitaplarında cevabını bulamadığımız o haklı sorular dizisi başlıyor. Çünkü bu yer, aslında bir sır değildi.
Bilinen Ama “Unutulan” Bir Tarih
Emmerich’in o meşhur vizyonlarını okuyanlar bilir; Meryem Ana Evi’ne giden yolda, o dönem piskoposluk merkezi de olan, Yuhanna’nın sıklıkla uğradığı bir “kule/kale” tasviri vardır. Yeni sit alanı ilan edilen bu bölge, bahsi geçen anlatımlarla coğrafi olarak inanılmaz bir uyum gösteriyor.
İşin en garip tarafı, bu alanın ilk keşif yıllarında biliniyor olması. Arşivlerde çizimleri var, müzelerin tozlu raflarında bu bölgeye ait eski kayıtlar, isimlendirmeler mevcut. Peki, nasıl oldu da koordinatları belli, çizimleri yapılmış böylesine kritik bir alan, tam da Selçuk gibi her karışı tarih kokan bir ilçede on yıllarca “sit alanı” statüsünün dışında bırakıldı?
Meryem Ana Evi gibi Hristiyanlık tarihi için bir mihenk taşı olan bir yapının tam da anlatımlarındaki rotada yer alan, hatta bir mezarı barındırdığı konuşulan bu kale, neden bürokrasinin ve zamanın insafına terk edildi?
İki Mağara ve Çalınan Geçmiş İhtimali
Bölgeye yakından baktığınızda içinizi sızlatan bir detay göze çarpıyor: Kazılmış, içi boşaltılmış iki adet mağara.
Bu manzarayla karşılaştığınızda aklınıza ilk gelen düşünce kaçınılmaz oluyor: Acaba burada saklı olan o tarihi mezar çoktan bulundu ve sessizce götürüldü mü? Yıllarca sit alanı ilan edilmeyişi, kimsenin burayı önemsememesi basit bir ihmal miydi, yoksa birileri resmi makamlardan çok daha önce davranıp bölgeyi “ziyaret” etmiş miydi?
Tarih boyunca arkeolojik alanların başına gelen en büyük felaket, resmi kazılardan çok önce kaçak kazıcıların ve definecilerin o alanlara girmesidir. Türkiye’de eski çizimlerde var olan ancak yerel idarelerin imar planları, şehirleşme baskısı veya basit bürokratik hantallıklar yüzünden yıllarca kayda geçirilemeyen sayısız nokta var. Bu kule/kale ve bahsedilen mezar da muhtemelen uzun yıllar “nasıl olsa orası biliniyor” denilerek göz ardı edildi. Ta ki o iki mağara kazılıp, belki de tarihin akışını değiştirecek objeler veya kalıntılar o karanlık çukurlardan çıkarılana kadar.
Bugün o alan nihayet devlet korumasında bir sit alanı. Ancak o iki kazık mağaraya bakarken insanın aklından şu soru hiç çıkmıyor: 2025 yılına kadar geçen o kayıp zamanda, Efes’in bu sessiz kulesi bizden neleri çaldırdı? Belki de gerçek cevaplar, o boş mağaraların duvarlarında çoktan silinip gitti.
Not: söz konusu alanın nasıl keşfedildiği hakkında hiç bir bilgi paylaşımı yok buda ayrı bir konu haline getiriyor söz konusu alanı.
Kaynak ve duyuru.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı İzmir 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, Selçuk ilçesinde yer alan bir alanı daha koruma altına aldı. Kurulun 8 Ekim 2025 tarihli kararıyla, Atatürk Mahallesi 3665 ada 1 parsel ile Acarlar Mahallesi 234 ada 1 parseldeki, Maliye Hazinesi mülkiyetinde bulunan orman niteliğindeki taşınmazlarda tespit edilen kule yapısı ve çevresi, 2863 sayılı yasa kapsamında “1. derece arkeolojik sit alanı” olarak tescil edildi.
Kurul üyeleri tarafından yerinde yapılan incelemeler sonucunda, söz konusu kule yapısının Hellenistik Dönem’e ait olabileceği, çevresinde ise Geç Roma Dönemi’ne tarihlenen mekan kalıntılarının bulunduğu belirlendi.
Kararda, alanın koordinatlarının belirlenerek tapu kayıtlarına işlenmesine, koruma bölge kurulu müdürlüğüne bilgi verilmesine ve 2863 sayılı Kanun’un 17. maddesi gereğince 3 yıl süreyle geçerli geçiş dönemi koruma esaslarının uygulanmasına karar verildi.
Kararda şu ifadeler yer aldı:
İzmir İli, Selçuk İlçesi, kısmen Atatürk Mahallesi, 3665 ada 1 parselde ve kısmen Acarlar Mahallesi. 234 ada 1 parselde, Maliye Hazinesi mülkiyetinde kayıtlı, orman niteliğindeki taşınmazlarda, Kurulumuz üyelerince yerinde yapılan inceleme neticesinde, tespiti yapılan ve 2863 Sayılı Yasa’nın 6. maddesi kapsamında kalan Hellenistik Döneme tarihlenen kule yapısı ve etrafındaki Geç Roma Dönemi mekanlarının bulunduğu alanın yayılımı dikkate alınarak hazırlanan kararımız eki sit paftasında koordinatları ve sınırları belirlenmiş olan alanın 2863 sayılı Yasa’nın 7. maddesi hükümleri gereğince “1. derece Arkeolojik sit alanı” olarak tescillenmesine, tescil fişinin onaylanmasına, koordinatlar içerisinde kalan Atatürk Mahallesi, 3665 ada 1 parsel ve Acarlar Mahallesi, 234 ada 1 parselde kayıtlı taşınmazların tapu kayıtlarına “kısmen 1. derece arkeolojik sit alanı” şerhinin işlenerek belgeleriyle birlikte Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğüne bilgi verilmesine, 2863 Sayılı Kanunun 17. maddesi gereğince 3 yıl süre ile geçerli olmak koşuluyla karar eki geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartlarının uygun olduğuna karar verildi.

