🏠 Ana Sayfa › Tarihçe › TÜRK TARİH KURUMU ARŞİVİ
🎬 TÜRK TARİH KURUMU ARŞİVİ 8. BÖLÜM

MUCİZE YARATAN MUKADDES SUYUN BAŞINDA

⏱️ 5 dakika okuma • 🏷️ Bölüm 3 • 📊 İlerleme: 8 / 8 BÖLÜM
👁️ Okuma Modu::
Yazı Boyutu::
🎧 Makaleyi Sesli Dinleyin Tahmini Okuma: 5 dk
Sesli okumak için başlatın veya metin seçin
100%

Üst Başlık

Hayat EKİBİ

MUCİZE YARATAN MUKADDES SUYUN BAŞINDA

Üst Fotoğraf Altı Yazısı

PANORAMASI — Burası Aladağ’ın tam üzeridir. Güzel bir yol, tatlı bir inişle sizi oraya götürür. 1. İlkin postane ve karakolun önünden geçersiniz. 2. Arabaların durak yeri ve dinlenme mahalli gelir. 3. Meryem Ana Evi ve Bazilikasını görürsünüz. 4. Biraz ötede, hâtıra eşyası satan bir baraka ve nihayet çınarla, akasyaların gölgesindeki Mukaddes Su’yun başına varırsınız. Bazilikaya yakın, yolun kenarında 1867’de tunçtan yapılmış bir Meryem Ana heykeli ağaçlar arasında karşınıza çıkar.

Ana Metin (Sütunların Birleşimi)

ÖNÜMÜZ sıra Efes’in harikulâde panoraması bir yelpaze gibi açılmış duruyor. Öyle bir manzara ki, dünyanın hiçbir yerinde böylesine bir tarih zenginliği ile tabiat bağdaşmasını göremezsiniz. Burada tarihin beş katı yan yana yatıyor!… İyon, Roma, Eski Yunan, Bizans, Selçuk ve nihayet Osmanlı medeniyeti, hiçbir çekişme yapmaksızın, hep bir arada, beş çağı izlemiş. İşte çok ötelerde Ayasuluk tepesini çevreliyen kalesi, VI. Yüzyıldan kalma St. Jean Kilisesi, onun yanında Aydınoğullarının İsabey Camii, dünyanın yedi harikasından biri Artemis Mâbedi kalıntıları, Eshabı Kehf veya 7 uyuyanların mağaraları, çok mükemmel akustik şartlara sahip Büyük Tiyatro, eski limana kadar uzıyan mermer döşeli cadde, Agora, ünlü Selsüs Kitaplığı ve nihayet dünya kurulalı beri daima rastlanan binalardan biri; St. Paul Hapishanesi…

Arkamızda ve biraz aşağıda akasya, çınar ağaçlarının geniş gölgelikleri içinde Azize Meryem Ana’nın Evi, Bazilikası ve Mukaddes Su var.

Mukaddes Su, kilisenin hemen aşağısında, sarmaşıklarla kaplı bir çeşmeden akıyor. İçimi hoş ve lezzetli.

İnsan burada, ağaçların koyu yeşil gölgeliğinde kaybolmuş bu çeşmenin başında elde olmaksızın ürperti duyuyor. Öylesine bir sessizlik ve huzur verici bir hava burada her şeye hâkim…

Burası hasta, ıstırap çeken insan oğullarından birçokları için son ümit kapısı haline gelmiş… Büyük, küçük; zayıf, şişman hemen herkesin mütevekkil bir eda ile suyun başında Tanrıya yalvarışları; bu madde asrında insanla, Tanrı arasındaki bağın her şeye rağmen kopmadığını gösteren en güzel bir örneğini gözler önüne seriyor.

Burada görevli iki rahipten biri olan François ile konuşuyoruz.

Rahip diyor ki:

— Yerli olsun, yabancı olsun; İslâm olsun, Hıristiyan olsun, Tanrı’nın şefaatine ve merhametine sığınanlar gelip burada dualarını ediyor ve Mukaddes Su’dan inançla içiyorlar. Sadece mayıs ayı içinde 17 000 kişinin burayı ziyaret ettiğini söylersem, durumun önemini belirtmiş olabilirim. 1961 yılı istatistikleri buranın 71 000 kişi tarafından ziyaret edildiğini göstermektedir.

— Sizce Mukaddes Su’daki fevkalâde iyileştirici hassan özelliğini nereden ileri geliyor?

Rahip elini kalbinin üzerine koyduktan sonra cevap verdi:

— Mucize, her şeyden önce, Tanrı’ya olan inançtadır. İnanmasını ve sevmesini bilenlerin çoğu buradan iyileşip gittiler. İşte size isim ve adresleri…

Cebinden bir defter çıkardı. Güzel bir yazı ile yazılmış isim ve adresleri okumaya başladı:

— Dilâver Mutlu, Kuşadası Tapu ve Kadastro Müdürlerinden. Gözleri az görüyordu. Mukaddes Su onu iyi etti. Nesibe Devrim, Milâs’ta ev kadını. Karaciğerinden çok rahatsızdı. Buraya geldiği zaman karnı normalin üstünde şişmişti. 15 gün burada su içti. Tamamen iyileşip gitti. Yaşar Bilen, bu zavallı kız, 8 yıldır doktorların tamamen ümit kestikleri kemik vereminden hasta yatıyordu. İki hafta bu Mukaddes Su ile yıkandı, 15 gün sonra şayanı hayret şekilde kilo aldı. Ölecek dedikleri kız şimdi Bergama’da yaşıyor. Recep Yiğit, Ankara’da, Bira Fabrikasında bekçi. Pehlivan yapılı bir adamdı. Geldiği zaman sol tarafı felçli, ancak bastonla ve çok zor yürüyordu. Bastonunu bırakıp gitti. Tevfik Ünalp, emekli yarbay, İzmirin Birinci Kahramanlar semtinden. 6 yıldır safra kesesi iltihabından mustaripti. Bütün tedavilerden fayda görmemişti. Burada çadır kurdu. 3 gün sadece su içti, bu su ile yıkandı ve dua etti. Yavaş yavaş kendisine kesin olarak verilmesi yasak yemekleri yemeğe başladı. Sırf buraya yakın olmak için İzmir’de yerleşti. Şimdi sapasağlam.

Rahibe kalsa, bize upuzun bir liste verecek. Fakat imkânlarımızın müsaadesizliğini kendisine anlatarak, ancak bu kadarla yetindik.

Alt Sol Fotoğraf Altı Yazısı

BAZİLİKANIN İÇİNDE — Mucize yaratan sudan içenler, bu kilisenin içinde dilekleri için dua ediyorlar…

Belge Üzerindeki Notlar, Kaşeler ve Numaralar:

Sol Kenar (El Yazısı): SÜ D:101 B:9/2-2

Alt Orta (Kaşe): TÜRK TARİH KURUMU ARŞİVİ

Sağ Alt Köşe (Sayfa Numarası): 2

Share with